Anasayfa » Yeni Yatırım » ‘Osmanlıda hatalı kumaş yapılıyor dedirtemem’

‘Osmanlıda hatalı kumaş yapılıyor dedirtemem’

kız‘Karınca misali emekler’ “Firmamız 1985 yılında Sene Tekstil adıyla, toptan satış mağazası olarak açılan bir firma. Bugünlere Allah’ın izni ve yardımıyla gelmiştir.

Elbette zorluklar, mücadeleler var. Ancak biz sadece karınca misali emekler sergiledik ama her şeyi Allah’ın izni ile oluyor.” Ürünleri ve hitap ettiği yaş aralığı “Ürün çeşitlerimiz ve bu ürünlerimizle hitap ettiğimiz yaş aralığı ile ilgili olarak, ürünlerimiz butik tarzda olup, 0–8 yaş aralığında koleksiyon olur. Dış kıyafete yöneliktir.” ‘Yeniyi ve güzeli biz yapalım’ “Markalaşma mantığı firma adının telaffuzunun zor olmasından dolayı bu ismi kullandık. Özellikle yabancı dilde sene demek zordu biraz daha kolay telaffuz edilebilen ve kulağa hoş gelen bir isim koyma mantığı ile gelişti. Reklam ve promosyon ile desteklemeye çalıştık. Elbette markalaşmadaki mantığımız ürün kalitesi ve yeniyi, güzeli biz yapalım düşüncesiyle değişiklik arayışı üzerine kuruludur.” 4“Fiyat politikamız yok bizim. Yüksek kar mantığında değiliz. Güzel ürün yapalım, tüketici ihtiyaçlarına uygun mal üretelim. Kaliteli yapalım. Karımız önemli değil. İş olsun. İstihdam olsun. Biz işin bereketine talibiz.” Önce insan “Ürünlerimizin perakende satışını yapmak isteyen bayilerde çok kriter aramıyoruz. İşin başında duran, tecrübeli, bu işi seven, işe ihtiyacı olan insanların her talebi prosedür bazında diğer koşullardan önce gelir. Yani bize bayi olmak isteyen önce insan olsun. Bir sıkıntı olursa, beraber oturur, elindeki imkânlarına bakarız. Daha iyi ne olabilir diye konuşur, ortak bir proje geçiştirebilirsek konu hallolmuş demektir.” ‘Ön plana çıkmak için ömrümüzü işimize verdik’ “Sektörde firmamızı ön plana çıkarmak için gayret gösteriyoruz ama sektörde ön plan damıyız onu bilemem, Allahü teâlâ bilir. Ancak ön plana çıkmak için ömrümüzü işimize verdik. Gerisi nasip zaten.” Hedef “Firmamız, Türkiye iç pazarında kendi alanında ön sıralarda olmayı hedefliyor. Çocuk giyimde Bursa’nın Vakko’su olmayı hedefliyoruz ancak dediğim gibi nasip.” ‘Küçük adımlarla sağlam basmak’ Biz ağırlık yurtdışı çalışan bir işletmeyiz. Yaygınlığımızı sağlamak için çeşitli çalışmaları yapıyoruz ama çok yayılmaktan ziyade küçük adımlarla sağlam basmak en büyük dileğimiz. Devam esas mantığımız. O da dediğimiz gibi nasip. ‘Birlikten kuvvet doğar’ “Firmamız Türkiye’de ilerlemeyi düşünüyor. Bayi kanalları aracılığı, franchsing ya da kendi açtığı satış noktaları arasında Franchsing bize uygun olanı, birlikten kuvvet doğar diye düşünüyoruz. Diyarbakır, İzmir, Erzurum, Ukrayna ve Azerbaycan’da bu mantıkla firmalarımız var.” Sektörün bugünü ve geleceği “Geleceğini tam olarak Allahü teâlâ bilir. Ancak bugün üretim ve satış ayağını tutarsız buluyorum. Para öncelikli üretim ve satış anlayışının piyasayı bozacağını düşünüyorum. Ülkelerin marka olma yolu firmalarının marka olmasından geçer diye düşünüyorum. Dolce-Gabbana bir Ferrari ya da coco charel ülkelerinden önce gelen markalar, bu sefer ne olacak. Markanın ait olduğu ülke güvenilir ülke olacak. Hani bir rivayet var ya; zamanında Osmanlı dönemi bir Hollandalı kumaş almak için İstanbul’a gelir, kumaş yok. Üretim el tezgâhlarıyla talebe yetişmiyor, Hollandalı hatalı olarak ayrılan kumaşları belli bir iskontoyla almak ister. Ancak kumaşı satan ecdadımız şöyle der ‘hayır onları sana veremem. Verip de Osmanlıda hatalı kumaş yapılıyor dedirtemem.’ Bu mantığın inceliği ne kadar zarif.” Piyasada yaşadığınız sıkıntılar “Piyasanın global anlamda her sektörde ki sıkıntılar bizim de sıkıntımız. Ancak bizler biraz ‘her şeyi biz planlıyoruz da öyle oluyor’ mantığına gidiyoruz. Çok yanlış. Adam 11 ay elinde mal kalmamış, mal almıyor. Niye? Elimdekini bitireyim diyor. Arkadaşım artık dünya 4 mevsim yaşıyor. Sen elemanın yönlendirmesine göre mal alırsan problem yaşarsın. Bir firma koleksiyon yapmış, emek vermiş üretmiş. 5 tane almazsın, 2 alırsın denersin. Yanındaki satıcı siparişini ikinciye dönerken o hesap yapmakla meşgul. Yani atı alan Üsküdar’ı geçiyor diyelim.” Tüketiciyi psikolojik olarak yakalamak! “En çok tüketilen ürün gruplarımız için şunu belirteyim. Biz koleksiyon yaptığımız için standart ürün grubumuz yok. Nasip işte, gruplarımız bize göre aynı mesafede ancak tüketiciyi psikolojik olarak yakalamışsak o zaman aynı frekans da olabiliyoruz.” Yoğurup yeni bir tat oluşturma “Ar-ge çalışmalarında pilot anne ve çocuklarımız var onların taleplerini ölçü alıyoruz. Sonra kareyi beğeni, tecrübe ve istişarelerimizle yoğurup yeni bir tat oluşturmaya çalışıyoruz.” Zaman problemi “Perakende satış kanallarından kişisel beklentim; eski tezgâhtar mantığının oluşması. Ancak şimdi bu mümkün görünmüyor. Alışveriş mağazalarında ki anne çocuğun yaşına ne uyarsa bulup, bir an önce toparlanma çabasında. Çünkü herkes de zaman problemi var. “Sektöre sunmak istediğimiz yeni projeleriniz kapsamında, aslında projelerimiz yukarıdan beri söylemeye çalıştıklarım. Bunun dışında üretim projesi ise ile ilgili olarak, daha iyi, daha güzel, koleksiyonları sunabilmek en büyük temennimiz.” “Sektörde boşluklar, en büyük noksanlık bence markalaşmanın yetersiz olması. Ayrıca insanların yeni bir şeyler yapmaktan ziyade tekstili Ar-ge gibi görmeleri de buna ilaveten söylenebilir.” Piyasadaki sıkıntılara önerileri “İşimizin önemli olduğunu, sağlığımız inşâAllah yerinde olduğu müddetçe çalışmamız gerektiğini bilip, aynı noktaya inersek daha etkili sonuçların hepimizi bekleyeceğine inanıyorum.” ‘Çocuklarımızın kendilerini bulmalarına fırsat verelim’ “Artık satın almanın şekli değişti. Anne babalar çocuklarına ürün alırken kendilerini bulmalarına imkan vermeli. Çocukları biraz çabuk büyütüyoruz. Büyütmeden onları. Bence çocuklarını yaşatarak yerine ve zamanına göre giydirmeyi hedeflemeliyiz. Çocuklarımızı başkalarına benzetmeyelim. Kendilerini bulmalarına fırsat verelim. Belki onlar yönlendirecek bizi. Anne kendi kıyafetinin küçüğünü almasın bence. Çocuk şık olsun ama anne mi çocuk gibi çocuk mu anne gibi giyiniyor anlamıyorum. Ama çocuklar cennet bahçesi gibi, bozmayalım onları.” 2014 yılı hedefleri “2014’teki hedefimiz dahilinde yeni koleksiyonumuzun bu sezonda çok beğenilmesini temenni ediyoruz. Ayrıca birkaç special makinanın ithalatını yapmayı öngörüyoruz. Bunlarla ürünlerimizin katma değerini daha yükseltip, bizimle çalışmak isteyen tüm toptan, perakende ya da franchsing taleplerini artık daha etkili yurt içinde de değerlendirmek istiyoruz.” ‘Dünyanın en pahalı ürünleridir ’kullan at’ mantığında olanlar’ “Nihai tüketicilerin ürün satın alırken dikkat ettikleri önemli faktör marka mı yoksa fiyat mı konusu biraz karışık diye düşünüyorum. Hani ucuz mal diye bir şey yoktur. Eğer bir şeyi standart fiyatın altında alıyorsak orada noksan bir şeyler var demektir. Standart fiyatın üstünde de olmamalı. Herkes aşağı yukarı bir ürünün fiyatını çıkarabilir. Ben ne istiyorum, nasıl kullanacağım. İsraf var mı bu kararımda ona bakmak lazım. Dünyanın en pahalı ürünleridir ’kullan at’ mantığında olanlar. Bizler büyük abi ya da ablalarımızın eskileriyle büyüdük. Şimdi de aynısı olmalı. Öyle şeyler almalıyız ki, çocuğumuz büyüdüğünde bile küçüleni bir başkasını büyütebilmeli. Yıkanınca çöpe gitmemeli. Bu konuda zengin değiliz. Şu an da Suriye’de göç eden onlarca çocuk kabansız kazaksız. Nerde eskilerimiz?” ‘Sevgi her şeyi çözer’ “Bu ülkede ihracat çok istismar edilmiş bence. Üretim de öncelik şeffaf üretimi ve markalaşmayı ilke edinmiş firmaların desteklenmesi lazım. Yakaladığından al. Yakalayamadığın zaten kaçıyor. İhracat cari açığının kapanması için bu ülkenin tek şansı. Geçen gün bir belgeselde Gençosman’da ayakkabıcılık sektörü işleniyordu. Yaşlıca bir esnaf kardeşimiz pişmanlıkla ‘markalaşmadık’ dedi. Allahü teâlâ bu sektörde aynı pişmanlığı yaşatmasın, İnşallah. Mesela bizde bir yerli otomobil modeli var, 20 yıldır aynı model üretiliyor. Bmw’yi yani resimlemişler aynı kasada en az beş tane model değişmiş. İhracat yenilik, eleştiri bu ülkeye kaynak girdisi demek. Zorluğu kadro ve ekiple. Markalaşma da belli engelleri aşmış firmalar atış tahtası gibi kullanıp yıpratılıyor. Hatası kabul edilmiyor. Ama hepimiz insanız, herkes gibi biz de hata yapabiliriz. Sevgi her şeyi çözer.” Hijyen önemli “Anne Bebek Sektörü büyük sorumluluk gerektiren bir sektör. Üretilen ürünlerin ve üretim koşullarının hijyenik olması çok önemli bir unsur bu anlamda firma olarak hijyene önem veriyoruz. Bizim için temizlik inancımızın yarısı demek. Onun için birlikte çalışmanın zorlukları gereği hijyen önce bizim için gerekli. İkincisi de geleceğimiz olan çocuklarımıza gerekli. Tuvalet kabı biz de ayrıdır ve ayakkabı ile girilmez. Üretim katı günde iki defa paspaslanır. Isınma klima ile olmakta birlikte, üretimde giydiğimiz önlüklerimiz var. Soyunma odası dolabı, ayakkabı ile çalışmaması bizim için önemli kriterler. Ayrıca saçlar bağlanır.” Son olarak… “Allahü teâlâ başta sizin sonra, tüm meslektaşlarımızın tuttuğunu altın etsin. Rabbim bu ülkeye ve bu ülkede yaşayan herkese sağlık sıhhat, iş rastlığı, huzur ve güven versin.”

İnceleyin

Zeytinburnu tekstil ihracatına Alisya Kids yatırımı

En modern tasarımları ile sektörde adından sıkça söz ettiren Alisya Kids, başarısını Zeytinburnu’nda açılışını gerçekleştirdiği ...