Anasayfa » HABERLER » DİLEK KUTLU – Hamleteks / Funny Baby Genel Koordinatörü Röportajı

DİLEK KUTLU – Hamleteks / Funny Baby Genel Koordinatörü Röportajı

“Yaşınız ve cinsiyetiniz ne olursa olsun, bir süre sonra insanlar işinizi düzgün yaptığınızı, işinize sahip çıktığınızı, sizin bir şeyler için mücadele ettiğinizi gördükten sonra size saygı duymaya başlıyorlar.”

İş hayatında başarılı bir iş kadını olmanın, üzerinizde oluşturduğu pozitif etkilerden kısaca bahseder misiniz?

İlk olarak insanları iyi tanımayı ve zamanı verimli kullanmayı öğreniyorsunuz. Sonrasında ise zorluklarla mücadele edebilme yeteneğine sahip oluyorsunuz. Karşılaştığınız problemler için etkili çözüm yolları geliştirebiliyorsunuz. İnsan ilişkilerinde başarıyı yakalıyorsunuz ve yaşanan her duruma pozitif bakabilme yetisine sahip oluyorsunuz.

İş yaşantısında başarıyı yakalamak için kimi zaman cesur adımlar atmak gerek. Siz bu yola nasıl çıktınız? Sizin hikayeniz nedir?

1998 yılında üniversiteyi bitirdikten sonra 1999 yılının Mart ayında, çalışma hayatıma başlamak üzere İstanbul’a geldim. Sanbe Çocuk Ayakkabısı’nda çalışmaya başladım. Burada yaklaşık 8 yıl çalıştım. İlk 5 yılı geride bıraktıktan sonra iş hayatıma genel koordinatör unvanıyla devam ettim. Sonrasında Funny Baby’de Genel Koordinatör olarak çalışmaya başladım ve yaklaşık 13 yıldır da buradayım. İlk günden bu yana Necip Bey ile birlikte bütün zorluklarla mücadele ediyoruz.

Çalışmaya başladığım ilk zamanlarda ayakkabı sektöründe çok fazla bayan personel yoktu. Genelinde erkek yoğun olan bir sektörde çalışıyordum. Tabii ki dezavantajı yüksekti benim için. Hem yaşım çok küçüktü hem de bayandım. Bazen sizi yok sayıyor bile olabiliyorlar. Ama emin olun ki yaşınız ve cinsiyetiniz ne olursa olsun, bir süre sonra insanlar işinizi düzgün yaptığınızı, işinize sahip çıktığınızı, sizin bir şeyler için mücadele ettiğinizi gördükten sonra size saygı duymaya başlıyorlar.

Bayanlar, konular üzerinde daha detaylı düşündükleri için problemleri daha kolay çözebiliyorlar. Bir sonraki aşamada neler olabileceğini tahmin edip daha pratik çözümler üretebiliyorlar. Bunlar da hep bayan olmanın avantajları sayılabilir. Biz Funny Baby’de çalışmaya başladıktan sonra yaklaşık bu 13 yıl içerisinde Funny Baby’nin üretim kapasitesinin hacmi yaklaşık olarak 5 kat büyüdü. Biz bunu Necip Bey ile birlikte yoğun çalışmalarımızla, yoğun mücadelelerimizle başardık.

Hem başarılı bir iş kadını olmak hem de iyi bir anne olmak… Bu dengeyi nasıl sağlıyorsunuz?

Bekar bir bayanın çalışma şartları evli bir bayanın çalışma şartlarına oranla daha kolay oluyor. Evlendikten sonra, evdeki sorumluluklarınız da gündeme gelmeye başlıyor. Bir de çocuğunuz olduğunda, onun da sorumlulukları size ekleniyor. Tabii burada her şeyi çok dengeli yönetmek, herkese dengeli zaman ayırmak çok önemli. Yeri geldiğinde bazen çocuğunuzdan, bazen eşinizden fedakarlık yapmanız gerekiyor. Bu durumda eşinizin de çocuğunuzun da size destek olabilmek adına çok anlayışlı olması büyük değer taşıyor. Bazı zamanlarda günlerce yurt dışında olabiliyorsunuz ve bu durumda çocuğunuza hem anne hem baba olabilecek bir eşe sahip olmanız gerekiyor. Ailenizin desteğini her zaman arkanızda hissetmeniz size güven veriyor. Bunun dışında arkadaş çevresi de çok önemli. Yaşanan stresleri üzerinizden atabilmeniz için yanlarında kendinizi mutlu hissedebildiğiniz bir arkadaş grubunuzun olması gerekiyor.

 Sizce iş yaşantısında hala kadın ve erkek ayrımı yapılıyor mu? Bu konu hakkındaki değerlendirmelerinizi kısaca öğrenebilir miyim?

Kendi çalıştığım şirketimde herhangi bir kadın- erkek ayrımı yapıldığına inanmıyorum ve tanık da olmadım. Şirketimizin yüzde 80’e yakını bayanlardan oluşuyor. Ve hepsi de işlerinde gerçekten çok başarılılar.

Aslında ben, bizim sektörümüzün tamamında böyle bir ayrımın yapıldığına inanmıyorum. Çünkü kendi dalında çok başarılı bayan arkadaşlarımız var. Ve bayanın olduğu yerde saygı ve seviyenin daha fazla olduğuna inanıyorum. Bayanların daha mücadeleci olduğunu, problemleri çözebilmek adına daha fazla efor harcadığını düşünüyorum.

Ama tabii farklı sektördeki farklı arkadaşlardan bayanlarla ilgili ayrım yapıldığına dair söylemler duyuyoruz. Türkiye’ye baktığınızda bayanların işe katılım oranı hala düşük oranlarda.

 İş yaşantısına hazırlanan veya kendi işini kurmak konusunda hevesli olan gençlere tavsiyeleriniz neler?

Martin Luther King’in bir sözü vardır: “Eğer sizden sokakları süpürmeniz istenirse, Michelangelo’nun resim yaptığı, Beethoven’ın beste yaptığı ve Shakespeare’ın şiir yazdığı gibi süpürün ki gökteki ve yerdeki herkes durup, burada işini çok iyi yapan dünyanın en iyi çöpçüsü yaşıyor, desin.”

“Sevdiğini bulamıyorsan bulduğunu sev” prensibi ile yaptığın işin en iyisini yapacaksın. Bence bir insan, yaptığı işin en iyisini yaparsa, hangi alanda çalışırsa çalışsın o alanda başarılı olacaktır. Gençler yaptıkları işe bu şekilde bakarlarsa gerçekten başarılı olacaklar ve başarıları arttıkça da mutluluğa erişeceklerdir.

Çalışmak, dünyanın en iyi terapisidir. İşine yeterince konsantre olursan, çalışarak dünyanın en iyi terapisini, karşılığında da iyi bir ücret alarak yapmış olursun…